YAŞAM MİSYONU VE SEVGİ İLE BİRLİĞE ULAŞMA
| YAŞAM MİSYONU VE SEVGİ İLE BİRLİĞE ULAŞMA
Kaçımız yaşama doğuş amacımızın bilincinde yaşıyoruz? Yaşam misyonumuz hakkında hiç düşündük mü? Her yaşadığımız deneyimin ruhsal varlığımıza bir şeyler kattığını farkedebiliyor muyuz? Hayatımızda yol alırken, kendimizi tanımayı ne kadar başarabildik? Kendimizi tanımanın, içsel olarak kendi özümüze yapacağımız bir yolculuk olduğunu hissedebildik mi? Böylelikle tamamlanmaya, gerçek ruhsal bütünlüğe gidildiğinin bilincine varmanın önemini kavrayabildik mi?
Her insanın bir yaşam misyonu vardır. Maneviyatında gizlenmiş olan, ruhsal özelliklerinin doğrultusunda, herkesin kendine has, var oluş amacı. Hayat yolumuzda yaşayacaklarımızı ise seçimlerimiz belirler. Kendi özgür irademizle yaptığımız seçimler, adeta bir yolculukta geçilecek yollar, kavşaklar, istikametler gibi yaşayacaklarımız belirleyen unsurlar olarak görev yapar.
Yaşamımızda seçimler yaparken ne kadar zorlanıyorsak, ruhsal amacımızdan o kadar sapıyoruz demektir. Belli bir yöne doğru duraksayarak gidiliyorsa, kararımızdan emin değilsek, niyetimizi gözden geçirmemiz gerekir. Kişisel niyet ve ona eşlik eden duygular, gücümüzü doğru olarak kullanmamızla ilişkilidir. Niyetimiz Yüce İradenin yönlendirmesi olan sevgi ile uyum içindeyse, kendimize güvenimiz tam olur. Böylece niyetimiz her aşamada gerçek özle uyum içinde bir eyleme dönüşerek; sabır, azim ve kararlılıkla tamama erdirilir. Eylemlerin temelini öz güven oluşturur ve kişisel güç böyle açığa çıkar. Kişisel gücün kaynağı, amaca ve dayanıklılığa olan inançtır. Zihnimizi bulandırmaktan vazgeçip, özümüze yakınlaşmamız doğru olan eylemdir.
Kendimizi sürekli bir akış ve huzur içinde hissediyorsak, ruhsal amaca götüren enerjilerle bağlantıdayız demektir. Dünyada yaşamaya karar verdiğimize göre, bize öğüt verecek en yakın ve gerçek rehber yüreğimizdir. Ruhsal amacımıza doğru yol alırken; karşılaşabileceğimiz zorluklar yüzünden kapılacağımız korkuları atlatmak için, önce amacımızı kabullenmek gerekmektedir. Bunun için de yüreğimizin sesini dinlemeliyiz. Toplumsal anlayış insanları; sezgilerini göz ardı etmeye, belli dayatmalarla giydirilmiş yaşamsal kalıpları seçmeye yönlendiriyor. Bütün bunlar insanları, ruhsal amacını gerçekleştirme yolundan başka yönlere atıyor ve bu da insanların dengesini bozuyor. Denge bozulduğundaysa, yaşamsal gerçek özle bağlantı kopuyor. Oysa sezgilerimizi aklımızla birlikte kullanarak, zihnimizin dinginliğini artırıp, endişelerimizi uzaklaştırabiliriz. Size verilen armağanı yargılamamakla onun saflığını korursunuz. Kendinizi yargılamamakla da kendi saflığınızı ve dengenizi korursunuz. Ne yapacağınıza başkalarının karar vermesi kafanızı karıştırır ve sizi gerçek sevgi dolu, mutlu, ruhsal gelişim için gerekli olan bir yaşamdan alı koyar. Başkaları sizi, kendi anlayıs, istek ve beklentilerine uygun olarak şekillendirmek ister. Bu ise sizi, ruhsal gelişiminiz için önünüze seçenek olarak sunulmuş fırsatlardan alı koyar. Bunu ne kadar iyi niyetle yapmış olsalar da kendi öz kimliğinizi bulmanız, bireyselliğinizi korumanız için engelleyicidir. Başkalarının olmanızı istediği kalıplarla, kendinize ilişkin yanlış kanılardan kurtularak özgür olun. Giydirilmek istenen sahte kimliklerden uzaklaşıp, gerçek varlığınızı yansıtın. Aksi halde hissedebileceğiniz düş kırıklıkları, gücenme ve duygusal boşluktan korunmak için; başkalarının sizinle ilgili beklentilerini terk ederken serinkanlı olun. Atacağınız adımlarda bilinçli, kendi seçimleriniz ve sezgisel yüreğiniz doğrultusunda, kararlı olarak ilerlemelisiniz. Yolunuzdan sapmamak, yaşamınızın akıcı olmasını sağlar. İstediğiniz halde onaylanmama korkusu yüzünden cesaret edemediğiniz başlangıçlar için yüreklenmeye ihtiyaç duyduğunuzda, kendinizin ve başkalarının yaşam yolculuklarına saygı göstermeyi ve kabullenmeyi öğrenmelisiniz. Aşırı korumacılık gibi iyi niyetlerinizi dahi bırakın ki herkes kaderini yaşayarak deneyimlerinden kazanacağı şeyleri elde ederek olgunlaşsın.
Sizi ruhsal amacınıza götüren yollardan herhangi birinin değersiz olduğunu düşünmekle, o yolu tıkamış olursunuz. Kendinizi yaşamınızın bir alanında başarılı hissederken, sadece ona konsantre olmak ve sımsıkı yapışmak; evrensel özün kaynağı ile bağ kurmanızı ve ruhsal gelişiminizi engeller. Yeni seçeneklerinizi, o ana dek edindiğiniz inanç ve bilgilerle kıyaslamayı bırakın. Kendinizi deneyimleyeceğiniz yaşamınıza sevgi getiren seçeneğinize açıp, güvenle bırakın. Yaşamınızdaki her türlü bereketi, sevinç duyarak minnetle karşılayın. Sizi ruhsal amacınıza ve gelişmenize ulaştıracak ve size sunulmuş bir armağan olan yeni başlangıçlara, cesaretinizi toplayıp içinde bulunduğunuz ana ve olaya bakış açınızı netleştirerek odaklanın. Kendinizi tam olarak, bütünüyle vererek, adeta içinde olduğunuz şey olun. Bu bütünleşme; deneyimleyebileceğiniz ve kazanacağınız şeyleri en iyi şekilde elde etmenizi sağlar. Gittikçe gerçek kimliğinize yaklaştırır. Sonunda kendiniz olursunuz. Bu da yaşamsal amacınız demektir. Önünüze çıkan yeniliklerden korkup kaçmayın. Bu korkular ya da uyuşukluk hali, varlığınızın özüne inmenizden, gelişiminizden alı koyar. Sizi çeken ve deneyimlemenizi bekleyen yeni seçeneklerden kaçmakla, isteklerinizi ve zihninizi susturamazsınız. Bu duygusal doyumsuzluk yaratır. Bu da gerçek özle bağlantının, ruhsal farkındalığınızın, bilinç artışınızın önünü tıkar. Yolculuğunuz boyunca attığınız her adımda kendinize güvenin.
Yaşam süreci sizi istediginiz yöne götüren bir ırmak gibidir. Bağımlılıklarınızdan kurtulduğunuzda; ırmakla uyum ve denge içinde olarak, ruhsal gerçek amacınıza doğru akarsınız. Yaşamın nasıl olmasi gerektiğine dair şartlanmışlıkları ve takıntıları bırakın. Yaşamı kendi yarattığınız kabukların korunması altında sürdürmekte iken, birden açılmaya gerek duyar ve bir kurban gibi kabuğunuzu kırmaya zorlandığınızı hissedersiniz. Kabuğunuzdan çıkmak size riskli görünür. Bu riski göze almayı istemeyerek, yaşamınızı kabuklarınızın altında sürdürmekten kurtulun. Bilin ki riske atıldığınız zaman, ilahi düzende korunur ve desteklenirsiniz. Sevilmeye değer bir varlık olduğunuzu bilin ve sevildiklerini unutanları bağışlayın. Gelişmek icin geçmiş acılarınızı bağışlayıp; her gün keşfettiğiniz yeni güzellikler sayesinde, geçmişten ve geçmişe duyduğunuz özlemden kurtularak özgür olun. İçinde bulunduğunuz ana ve duygulara odaklanın. Şimdi de yaşayın ve bulunduğunuz halin tadını özümseyin. Böylece yaşam sizin için çok zevkli ve sevinçli bir oyun olsun. Bütünsel denge ve zihinsel dinginliğe ulaşarak, bunun olumlu etkisini hayatınızın her alanında görün.
Konsantrasyon ancak sakin bir zihinle mümkündür. Yaptığınız her şeyde, dingin bir zihinle, enerjinizi boşa harcamadan, sağlıklı bir yoğunlaşma yaşayabilirsiniz. Böylece daha net düşünebilir ve düşüncelerinizi ifade edebilirsiniz. Bilinçli zihin (ön bilgili, ön yargılı) sakin olduğunda, sezgilerinizin ardındaki sizi yönlendirenin aslını anlarsınız. En sağlıklı adımları ancak huzur ve dinginlik içindeyken atabilirsiniz. Kendinizi bilme gücünü ve cesaretini taşıyın. Ruhsal gelişimle evrimleşerek, gerçek doğanızı ve kişiliğinizi özgürce ifade edersiniz. Varlığınızın özüyle bütünleştiğiniz anda koşulsuz sevgiye ulaşırsınız. Derin bir anlayış ve hoşgörüye sahip olarak, mantığınızın yerine sezgilerinizi dinlersiniz. Kendiniz olma ve sevgi için verdiğiniz kararları başkalarının beğenmeme riskini göze alan cesaretiniz artar. Güçlenen yaşamsal enerjinizle, sevgiyi seçtiğiniz yolda cesaretle ilerlersiniz. Böylece dünyasal hizmet alanlarınızda da cok güçlü ve başarılı olursunuz. Hayat yolculuğunuzda size rehberlik edildiğini ve desteklendiğinizi bilmek, içinizi huzurla doldurur. Kazanmak ve kaybetmenin bir önemi yoktur. Önemli olan deneyim ve ögrenmedir. Anılarınızın tutsaklığından kurtulduğunuzda, korkularınızın da tutsaklığından kurtulursunuz. Deneyimlerinizden artık gereksinim duymadıklarınızı bırakın. Bu noktada size kolay gelen, alıştığınız düzeni arkada bırakma korkusunu atın. Bir imtihan noktasında bulunuyor olabilirsiniz. Gelişmeniz için ihtiyacınız olan cesaret ve kararlılıkla ilerlemektir. Unutmayın ki öz amacınıza hizmet etmeyen hiç bir şey, aslında size ait, sizin değildir. Yabancı duygu ve düşüncelerdir. Bunları gerçek sanmak bir yanılgıdır.
Bizler; fiziksel, duygusal, ruhsal, zihinsel enerji bedenlerimizle bütünsel bir varlığız. Bunların hepsinin birden tatmine ulaştırılmasıyla gerçek ve bütünsel bir doyuma ulaşılır. Tüm varlığımızla, ancak ruhsal amacımızla uyum içinde olduğumuzda yüceliğimizi fark edebiliriz. Yaşamla olan ilişkilerimizin, gözleyebildiğimiz kısıtlı çevrenin dışında, ne denli geniş boyutlara yayıldığını görebiliriz. Günlük bilincimizin ötesine, var oluşumuzun temeline ulaşırız.
Ruhsal gelişime ve gerçek bütünlüğe ancak sevgiyle ulaşabilirsiniz. Sevgi gerçek bilinçtir. Gelişim sürecinizin belli bir düzeyine gelmiş olsanız da, korkularınız, önünüzdeki yeni fırsatlarla yeni yönlere doğru ilerlemenize engel olabilir. Bu sadece bilmekten kaynaklanan korkular olabilir. Bunların yerine sevgiyi getirdiğinizde, yaşam enerjinizin akışı iyileşir. Size sunulmuş seçeneklerden, sizi Tanrısal bütünlüğe götürecek olan yol, sevgi temeline dayanan seçimlerden geçer. Bu aynı zamanda sizi, gerçek özle bütünleşmeye hızlı bir şekilde götüren bir şanstır ve Tanrısal istektir. Tanrısal isteklere uyum, huzurunuzu artırır. Bunun için göze alacağınız şeyler ve çabalarınız oranında mükafatlanırsınız. Safiyete erişir, aydınlanırsınız (nurlanırsınız). Çabalarınızın desteklenmesini istediğinizde içinize bakın. İçinizdeki Tanrısal güce güvenin. İç sesinizle size yüreğinizden sunulan rehberliği dinleyin. Kendi gücünüzü kabullenin ve sizi istediğiniz sonuca ulastıracak şekilde hareket edin. Sevgiyi düşünmek ya da hissetmekten çok, onun içinde olun. Korkularınızdan arınarak ve her şeyi ile koşulsuz kabullenerek, kendinizi güvenle sevgiye bırakın. Bu noktada hem fiziksel, hem duygusal ve hem de ruhsal alanda dolu dolu yaşayın. Varlığınızın sınırsızlığını ve yaratıcılığinızın bir sonu olmadığını bilin. Ruhsal gelişmişlik düzeyiniz arttikça; nefisten vazgeçme olgusunu değerlendirirken de daha ince bir analiz gerekir. Nefisten vazgeçmeyi abartarak ya da yanliş bir analizle değerlendirmek; sizi saflaşmanin ötesine geçirebilecek bazı durumlarda engel yaratır. Bu noktada ince bir imtihan gizlidir. Özgürlüğünüzü kısıtlayan inançlarınızı, yaşamınızdaki kısıtlamaları ve engelleri aşmakla; enerjileriniz de engellerden, blokelerden kurtularak gerçek anlamda akacaktır. Bu fiziksel sağlığı, dinçliği de beraberinde getirir. Bu durumda yaşam enerjisini kısıtlamak yerine; korku ve çelişkilerinizi çözerek çoğaltmak gerekir. Yaşam amacınızı gerçekleştirmek için istekli ve kararlı bir şekilde, sonunda yasamdan zevk alir hale geleceginiz buyuk adimlari cesaretle atın. Size sunulmuş sevgiyi ve kendinizi kabullenmeyi ögrenirseniz, tüm varlıksal enerji dengenizi tam ve sağlıklı bir hale getirirsiniz. Kendi kendinizi yargılamaktan vazgeçin. Kendinizi olduğunuz gibi, duygularınızla, isteklerinizle, sevgi yolundaki seçimlerinizle kabullenin. Özdeğerinizi bilin. Böylece tüm varlığınızla ve hayatınızın her alanında mükemmel ve sağlıklı olur ve yaşarsınız. Hepimiz sevginin kutsal görüntüsüyüz ve yapabileceklerimizin sınırı yok. Olaylar karşısında endişeye kapılmak ve onları eski bilgilerinizle değerlendirerek yönlendirmeye çalışmaniz, ruhsal gelişiminizi yavaşlatır. Başlangıç öncesi aşırı bilgi toplayarak gereğinden fazla zaman ve enerji harcarsınız. Hatta başlangıç yapmanız için en uygun zamanı kaçırırsınız. Çelişkileriniz, eski yaralarınız nedeniyle oluşturduğunuz korunma kabuğunuzu kıramamaktan kaynaklanabilir. İçinde olduğunuz ve hali hazirda sahip olduğunuz şeyler, sizi ruhsal gelişiminizden alıkoyan şeyler olabilir. Herkesin gelişmişlik düzeyi neyse, içinde bulunduğu anda, ona göre şeyleri kendisine çeker. Aslında o ana dek sahip olduğunuz şeyler, eski ruhsal ve kişilik gelişmişliğinize göredir. Artık gelişmişlik düzeyiniz maddi ve manevi arttığı için, size yeni sunulan şeyler de bu doğrultuda daha ileri düzeydedir. Siz hala eskiye takılı kalmakta ısrar ederseniz, hem yaşamınıza yeni katılan berekete şükretmeyip, kabullenmemiş olursunuz; hem de sizi bir adım daha öteye taşıyacak olan deneyimleri reddederek, yerinizde sayarsınız. Gerçeği değerlendirirken başkalarının görüşlerine değil, kendi algılarınıza güvenin. Ancak böylece ruhsal hizmetinizi yerine getirmiş, yolculuğunuza doğru yön vermiş olursunuz. Değişime istekli olun. Sınırlayıcı düşünceler yaşam enerjinizi durgunlaştırır. Duygularınızı kabullenip, duygusal enerji bedeninizle uyum içinde olun. İçsel sesinizle, başkalarının ya da toplumun beklentileri arasında uyuşmazlık hissettiğinizde; sezgilerinize değer verin ve toplumun değer yargılarından etkilenmeyi bırakın. Başkalarının istediğini değil, içsel sesinizin gösterdiği yolu izleyin. Sezgisel duyarlılığınızı artırarak; önünüzde oyalayıcı engel olan, ince eleyip sık dokuma yanılgısından kurtularak, gelişiminizi sürdürmeye karar verin. Sevgiyi seçerek, yaşamınızdaki güzellikleri ve onlardan aldığınız doyumu çogaltarak; gelişme algılama yeteneğinizi, yaratıcı gücünüzü ve bu gücü ifade etme isteğinizi artırın. Yaşam enerjinizi coğalttığınız zaman ancak yakın çevrenize ve tüm aleme hayrınız olur. Mutlu, neşeli, sevinçli olduğunuzda, yaşam enerjiniz güçlü olur ve başkalarını da bir verici gibi aydınlatır. Gerçek doğanızın farkına vardığınızda; sınırlı düşüncelerden kurtulup, bütünsel anlayışa ulaşırsınız. Yaşam enerjinizi kızgınlığa ve üzüntüye yönlendirirseniz enerji dengeniz bozulur.
Sizi kısıtlayan çevresel sınırlamalardan kurtularak, tıkanıklıklarınızı aşın ve bütünsel yaşam görüşü kazanarak, gerçek kimliğinize ulaşıp, kendinizi ifade edin. Böylece bütün gücünüzle ışığı görmeye çalışın. Sınırlamaların ötesine doğru özgür ve bağımsız olarak gelişin ve sevinç yüklü yaratıcı bir ruhla dolu dolu yaşayın. Değişim yeteneğinize güvenin. Yaratma yeteneğiniz gerçekte sınırsızdır. Sezgilerinize izin verin. Onları ve duygularınızı, şartlanmışlıklardan uzak bir şekilde kabullenin. Söyledikleriniz ve seçimleriniz çevrenizdekiler tarafından anlaşılmıyorsa şaşirmayın. Siz onlardan daha farklı bir ruhsal düzeyde bulunuyor olabilirsiniz. Ya da ruhsal düzeyinizi hızlı bir şekilde yükseltecek olan yeni bir başlangıcın fırsatını yakalamış olabilirsiniz. Başkalarından kabul görmek isteyerek, yaşamınızı bu isteğe göre düzenlersiniz. Oysa yaşamınıza anlam katacak olan sevgidir. En sağlıklı biçimde kendinizi ifade etmenizi, yaşamsal misyonunuzu gerçekleştirebilmenizi bu sağlar. Başkalarınca yönetilmek yerine, kendi doğrularınızı yaşayın. Başkalarından kabul görmeyi önemsemeyi bırakın. Alışılmış, geleneksel düşünce kalıplarının dışına çıkarak, amacınızı gerçekleştirdiğinizde; yaşam size sınırsızlığını öğreterek, gerçek doyumu hissettirir. Böylece yaşama hizmet alanınızın gerçek olanını seçmiş ve bunu başarmış olursunuz. Ancak olaylar sürüp gittikçe; karşınıza çıkan fırsatlarda, belli bir yöne doğru yöneltilmenizin nedenini anlarsınız. Bu sizin kaderinizdir ve kaderden kaçamazsınız. Sevgiyle gerçek özünüze yakınlaşıp, ulaşarak “Bir”liğin içindeki sevinci ve güzelliği yaşayın. Kararlarınız Tanrı’nın size sunduğu sevgi fırsatları doğrultusunda olursa, dengeli bir akış ve özgür gelişme olanağınız olur. Yaşamınızın bazı alanlarında daha derin ve etraflıca düşünmeye başlamalısınız ve sizi ruhsal gelişime ve sonuca doğru götürecek yolda, sevgiyle ve güvenle ilerlemelisiniz. Öznur Karayumak
Tarih: 16/11/2006 04:16 Kategori: YAZI-Hikaye Tarih: 04:16 16/11/2006 Yazan: oznurkarayumak1927 Kategori: YAZI-Hikaye |
GELİŞİNİ BEKLEDİĞİM BAHARLAR
| GELİŞİNİ BEKLEDİĞİM BAHARLAR
Bu bahar da Her bahar gibi Gelmeni bekledim.
Neden bahar dersen, ne bileyim, sanki sevinçleri hep baharlar getirir. Dirilişidir ya toprağın.
Hani, ölmeden mezara girmiş gibi geçiyor ya sensiz günlerim...
Ben hep, gelişini baharlarda beklerim.
Sanki, cıvıl cıvıl bir bahar sabahında, ilk defa, hiç duyumsamadığım bir hisle uyanacak, hiç yaşamadığım bir sevinçle çarpacak kalbim.
Ben daha gözlerimi kırpıştırırken, neler olduğunu ya da olacağını çözmeye çalışırken, kapım çalacak, hiç çalmadığı gibi. Cansız tenine can giyinmiş gibi, öylesi müjdeli bir edada zilim çalarak...
Zilin sihirli sesine varan aradaki mesafeyi nasıl geçtiğimi bilmeyeceğim. Hissettim ya seni, hep hissettiğim gibi yüreğinin sesini, görünmez kanatlarım belirecek o anda sanki. Seni görünce karşımda, sevinç şokundan kendimden geçeceğim belki.
Tutarsın bilirim. Gölgenin korunağını bilirim. Sıcaklığını... Hep özlediğim...
Ayık kalmışsam şayet, gözlerinin alazında ısınacak gözlerim, yeniden. Yeni bir ben olarak doğacağım yepyeni bir yaşama. Yine gülebilmeyi ve yaşamayı öğreteceksin bana, değil mi?
Baharın canlanışını duyumsayabileceğimi, şarkıların lezzetini, yemek yemeden ölüneceğini...
Uykusuz gecelere inat, günlerce uyumak istersem, sen yanımdayken hiç tatmadığım gibi o huzurlu uykularda...
Sen yine de uyutma beni. Hatta günler geceler boyu uyumasam da, seyretmeye doyamadan yüzünü, doya doya çıkararak mutluluğun keyfini, yine dipdiri olurum, endişe etme.
Hiç gitmemecesine gelmesen de, bu kez hiç bir şey gölgeleyemeyecek neşemi.
Unutacağım keşkeleri, Sır kuşanmış bir ayna gibi Yüzünün, asil ruhunun gözlerindeki derinliğinin, Birliğin gizinin Doyasıya sürerken keyfini...
9.1.2007
Tarih: 11/11/2006 04:20 Kategori: YAZI-Hikaye Tarih: 04:20 11/11/2006 Yazan: oznurkarayumak1927 Kategori: YAZI-Hikaye |
AF
| AF
Beni affet sevgili.. Beni affet.
Seni sevdiğim için!..
Aldığım her nefeste, göğsümde taşıdığım yüreğim kadar sevgini taşıdığım için...
Adını, gözlerini, yüzünü mıh gibi aklımda tuttuğum için...
Hala yüreğimin titrediği... Senin için.
Hep özlediğim...Ellerini, sesini...
Gözlerini güneşim bilip, içimi ısıttığım için hala.
Daha daha bir çok şey için...
Endişeler içinde, senden gelecek bir haberde kulağım olduğu için. İyi olduğunu bildiğimde; sensiz, seninle birlikte kaçmış huzurum geri geldiği için. Bir dahaki haberine kadar taa, o mutlulukla avunabildiğim için...
Sensiz ölümden beter yaşamaya hala çalıştığım ve ayak dirediğim için sevmeye seni...
Seni kendim bildiğim için...
Yürek aşkını kayırır ya hep; yanımda olmayışlarına bile, seni temize çıkaran bahaneler yakıştırabildiğim için...
Yaşanmışlıkların anılarını temize çekip çekip, yüreğimi sımsıcak tuttuğum için, bir daha ki gelişine kadar, senin...
Ve yeryüzünde nefes alarak yaşadığım her saniye, sana ait, sevginle dolu yaşayacağım için...
Beni affet…
13.3.2007, Öznur Karayumak
Tarih: 10/11/2006 04:23 Kategori: YAZI-Hikaye Tarih: 04:23 10/11/2006 Yazan: oznurkarayumak1927 Kategori: YAZI-Hikaye |
|
|
| | |